Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkeleri Işığında 5651 Sayılı Kanun’un 9. Maddesi’nin İptali ve İhdas Edilecek Maddeye Bu İlkeler Işığında Öneriler
Sayı / OnlineFirst
Sayı 1/1
Yıl / Cilt / Sayı
2026 / 1 / 1
DOI
https://doi.org/10.68378/htt.2026.1.005
Anahtar Kelimeler
İnternet erişiminin düzenlenmesi, İnternet erişiminin engellenmesi, Silahların eşitliği, Çelişmeli yargılama, Adil yargılanma hakkı, AB Dijital Hizmetler Tüzüğü
Yazar/lar
Abdullah Ahmet Kaynar1
1 Technology, Media and Telecommunications Law, LLM - Queen Mary University of London, UK. İstanbul Üniversitesi, Kamu Hukuku Doktora Programı, İstanbul, Türkiye. E-posta: [email protected]
Öz
İnternet, ifade özgürlüğünün kullanım alanını genişletirken kişilik haklarına yönelik ihlalleri de arttırmıştır. 5651 sayılı Kanun’un Anayasa Mahkemesince 2023’te iptal edilen 9. maddesi, bu ihlallere karşı içeriğin çıkarılması ve erişimin engellenmesi yoluyla kişilik haklarını korumayı amaçlamıştır. Ancak bu yargısal usulün adil yargılanma güvencelerine uygunluğu zamanla tartışmalı hâle gelmiştir. Anılan madde, bu talepleri, karşı tarafın dinlenmediği, tebligat yapılmaksızın ve en geç yirmi dört saat içinde dosya üzerinden karara bağlanan tek taraflı (ex parte) usule bağlamıştı. Bu çalışma, maddeyi adil yargılanma hakkının iki kurucu güvencesi olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ekseninde, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadı üzerinden doktrinel-analitik bir yöntemle incelemektedir. Mahkemenin mekanizmayı önce etkili bir hukuki yol olarak benimseyip sonra yapısal aykırılık nedeniyle iptal etmesi, yargısal hız ile usuli güvenceler arasındaki gerilimi açığa çıkarmaktadır. Çalışma, Medya Gündem’den iptal kararına uzanan içtihatta usuli güvence yoksunluğunun kesintisiz biçimde işlendiğini ve iptalin formel dayanağının ardındaki maddi çekirdeğin silahların eşitliği ile çelişmeli yargılama yokluğu olduğunu ortaya koymaktadır. İptal sonrası 9. maddeyi yeniden düzenlemek üzere 11. Yargı Paketi kapsamında teklif edilen ancak yasalaşmayarak kanun boşluğunu gideremeyen düzenleme de çalışmaya konu ilkeler bakımından incelenmiş; teklifin, çelişmeli yargılama güvencesini hâkimin takdirine bıraktığı için yapısal kusuru sürdürdüğü saptanmıştır. Anayasa Mahkemesinin kendi çizdiği rehber doğrultusunda, ilk aşama tedbirinin gerçek anlamda geçici tutulduğu ve çelişmeli yargılama güvencelerinin en geç itiraz aşamasında bağlayıcı biçimde sağlandığı bir düzenleme modeli önerilmektedir. Çalışma bu yönüyle, Avrupa Birliğinin Dijital Hizmetler Tüzüğü ve Almanya’nın NetzDG’si ekseninde süren küresel “hız-güvence” tartışmasına, Türk anayasa yargısı deneyimi üzerinden vaka analizi sunmaktadır.